Nihayetinde ne yazarsak yazalım, ne çizersek çizelim, ne çalarsak çalalım Internette paylaştığımız anda bedenli insanların oldukça kısa bir süre dikkatini çekip sonrasında yapay zekanın beslendiği havuza karışacak. Orada sivrilikleri ortadan kalkacak, bütünlüğü bozulacak, homojenleşecek, parçalarına ayrılacak, ortalaması alınacak ve jenerik çıktılarda düşük seviye bir istatiksel potansiyel olarak; bir reklamın altında ucuz bir sloganda, yapay zekaya yazdırılmış ucuz bir sergi metninde belli belirsiz parçalar şeklinde var olacak -eğer hala ona var olmak denirse. İnsanların robotları, robotların insanları beceriksizce taklit ettiği ortamlarda kimin için sorusu kadar kimin ürettiği sorusu da anlamsızlaşmaya başladı. O çok arzu ettiğimiz insan sonrasını böyle hayal etmemiştik muhtemelen. Biriciklik tarihte hiç olmadığı kadar çözünüyor. Zaten bunu arzu etmemiş miydik? Ancak bunun insanlığa ait bir remiks olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu son derece genel, sıkıcı, hiçbir yaratıcılığı olmayan, tıpkı sürdürülebilirlik manyaklığı gibi tümüyle sistemin akışındaki pürüzleri, canlılığın ürettiği pürüzleri ortadan kaldıran bir akış. Neden üretelim, kime üretelim? Belki artık bir muhatabımız yoktur. Belki artık sadece kendimiz için. Belki hala karşılaşma ihtimallerine ümit beslediğimiz için.